Genetik miras çevre faktörüne karşı

Uzun bir yaz tatili yapmış gibi hissettim kendimi bilgisayarın başına yazmak için oturunca. Son bir kaç aydır ordan oraya gidince, üzerine bir de internet sitesinin altyapısında sorunlar yaşayınca yazı yazamaz olmuştum. Eh o zaman bana da hayırlı olsun 2017/2018 Eğitim Öğretim Dönemi.

Genetik mirasımızın kaderi, ana rahmine düştüğümüz andan itibaren tüm hatlarıyla çizilmiştir. Bu fikir bütünüyle yanlıştır.

Kitabın giriş bölümünde okuduğum bu cümle; ‘İşte bu kitabı almalıyım’ dedirtti.  Çünkü inancım genlerimiz bir yere kadar yaşantımızı etkiler, gerisi çevresel faktörlerdir. Bulunduğumuz çevre, bizi değişime iten en önemli etkendir bence. Bu fikrin bilimsel olarak da doğru olduğunu gösteren bir kitap bulmanın sevincini yaşadım birden.

Çünkü kitap önce adından sonra da kapağını açar açmaz beni içine alması ile bu sene Tüyap Fuarından aldığım en önemli kitaplardan oldu. Hep başlayacağım diyor, bir çırpıda okunması gerekir diye erteliyordum.

Şimdi başlıyorum;

Genlerimiz hayatımızı nasıl değiştirir?  sorusuna yanıt aramaya.

Kendimizden başladım okumadan önce;

Mesela Emre, geride bıraktığımız 0-2 yaş döneminde yemek problemi olmadı. İştahlı çocuktu tıpkı babası gibi. Saçları sarı ve kıvırcık tıpkı annesi gibi(çocukluğumda öyleymişim) Harmanladık ortaya böyle kıvır kıvır, yemeye meraklı bir çocuk çıktı. Özellik tespitinde soyağacı tablolarına da ihtiyaç yok şu an için, ne sunarsam onu arıyorum davranışlarında.

Bakınız ben, 1.60 boylarında minyon çıtı pıtı biriyim. 🙂 Almanya’da yaşayan kuzenim artist bişi 🙂 1.87 boylarında kaslı kuvvetli bir delikanlı.  Ha o erkek diyeceksiniz, iyi de benim erkek kardeşimde 1.65  civarında falan. Neden ??

Çevreden. Çok iyi hatırlarım, amcam çocukluk döneminde onları yüzmeye götürürdü, beslenme okullarında eğitim aldılar, hayatlarında hep bir şekilde spor da oldu. O zamanlar oldukça entellektüel bir davranış gelirdi bana. Yaz kış havuzda yüzüyor vay be derdim.

Bi de bize bak, Giresun, Gazi Caddesinde bir aşağı bir yukarı sallana sallana yürüyoruz. 🙂 Ortaokul döneminde basketbol oynamışlığım vardı ama lisede okul takımı olmayınca erkeklerle birlikte oynadığım maçlarla avunmak zorunda kaldım. 0-10 yaş arası hiçbir sporla ilgilenmediğim, sokaklarda bisiklete binip, koşturduğumuz, karda muşamba ile kayıp attığımız taklalar haricinde de pek bir rekreasyon faaliyetlerinde bulunmadım. Fakat onlar düzenli olarak sporun içindelerdi hem de doğduklarından beri.

Şimdi çocukluk döneminin önemine o kadar inanıyorum ki her ebeveyne de haykırmak istiyorum. Çocuğunun elinden tut ve sağlıklı bir geleceğe taşımak için gayret göster. Çünkü çocukluk döneminde bulunduğumuz ortam, bizi geleceğe hazırlıyor. Bu süreçte oldukça zorlanıyoruz, şartlar bizi oturan , sedanter bir geleceğe itiyor. Fakat eğitim, gıda, fiziksel aktivite, ilişkiler …vb farkılıklar gösterdikçe de DNA’mız da farkılık göstererek, değişiyor.

Yazar Hakkında

Çağla OKTAR

Sporun gelişmesine büyük katkı sağlayan Selim Sırrı Tarcan der ki ;

Ne hastalıklı bir düşünürden, ne de cahil bir pehlivandan hayır gelmeyeceğini bilmeli ve iyi düşünür, iyi iş görür, becerikli, çalışkan, disipline sadık, sağlam insanlar yetiştirmeye gayret edilmelidir.

Copyright © 2017. Olimpik Olacak Cocuk.