Dövüş Nasıl Sanat Olabilir ki? Dövüş Sanatları Üzerine…

 

Siyah kuşak sevdam vardı bir dönem. Henüz 9-10 yaşlarındaydım sanırım. Uzakdoğu sporlarına aktif katılımcı olmasam da o dönemde, hep heves etmiştim. 🙂 İnsanın kendini nasıl savunacağını bilmesi önemli neticede. Bir de sonralarda içinde barındırdığı felsefeyi öğrenince ilgim daha da arttı.

Bu hafta da Güney Kore’nin Muju kentinde gerçekleşen Dünya Tekvando Şampiyonasında 67 kiloda yarışan Nur Tatar ve 53 kilo da yarışan Zeliha Ağrıs’ın Dünya Şampiyonluklarını, Hatice Kübra İlgün’ün gümüş madalyasını öğrenince bir kez daha dövüş sporları aklıma düştü. ( Bu büyük başarı da emeği geçen herkesi de tebrik ediyorum )

Italya’da sevdiğim bir arkadaşım çocuklukta dövüş sporları ile ( tekvando, judo,boks,aikido…) ilgilenmenin önemini anlatmıştı bir sohbette. Çocukların özgüven sahibi olmasında, saygı kavramının ve odaklanmanın gelişmesinde nasıl faydalı olduğundan bahsetmişti. Çocukların stres atmasında, gerektiğinde çekilmeyi öğrenmelerinde etkili sporlar demişti.

Aslında dışarıdan bakıldığında pekte estetik gözükmeyip, vurdulu kırdılı, zorlu ve sakatlanmaya yol açabilecek bir spor gibi duruyor. Fakaat aslında bu spora başlayan kişiye dövüş tekniklerinden önce, vücudun çevikliğini sağlayabilecek jimnastik hareketleri öğretiliyor. Ama bundan da önce bu spor dallarının felsefesi aşılanmaya başlanıyor.

Taekwondo– Judo– Aikido burada “Do” kelimesinin anlamı Japoncada “yol” olmasına rağmen, do, prensip ve kaidelerden oluşan bir felsefi yol olarak biliniyor.

Do, iyi karakterli, kötülük düşünmeyen, kurallara riayet eden, saygı ve prensip anlamlarını taşıyor.

Uzakdoğu felsefesinin öğretisi doğru konuşmak, doğru dinlemek, doğru bakmak, doğru düşünmek, doğru hareket etmek,  kuralların dışına çıkmamak, doğru insan olmak gibi ahlaki anlamda kendini yetiştirmektir deniyor.

Bu disiplinlerden de, felsefesi olan bir sanat doğmuş oluyor.

Uzakdoğu sporları ile uğraşanlar da kendi aralarında evrensel ahlaki normlar geliştirmişler. Hiçbir iş ahlaksız olmaz; ustalar, ahlaki yapıları zayıf, kötü karakterli insanlara bu sanatı öğretmemişler. Kendini savunmak amaçlı kullanılmasını teşvik için öğretmişler.

Uzakdoğu sporlarının felsefesi, beden eğitiminin yanında akıl eğitimi ve insanın ihtiyacı olan dinginlik ve duruluk eğitimi ile yaşantımızı güzelleştirmemizi sağlayan bir disiplin. Aynı zamanda disiplin ve eğitim metodudur. İşte bu yüzden de dövüş sanatları denmiş bu spor dallarına.

Bu felsefe doğrultusunda, çocuklarımızı eğer bireysel sporlara yönlendirmeyi düşünüyorsak dövüş sanatlarını denemelerini de sağlayabiliriz. Böylece ruhsal açıdan dingin, özgüvenli, saldırganlıktan uzak bir kişilik de elde edilebilir belki.

Yazar Hakkında

Çağla OKTAR

Sporun gelişmesine büyük katkı sağlayan Selim Sırrı Tarcan der ki ;

Ne hastalıklı bir düşünürden, ne de cahil bir pehlivandan hayır gelmeyeceğini bilmeli ve iyi düşünür, iyi iş görür, becerikli, çalışkan, disipline sadık, sağlam insanlar yetiştirmeye gayret edilmelidir.

Copyright © 2017. Olimpik Olacak Cocuk.